Boşanma sonrası annelerin en çok merak ettiği konulardan biri, annenin velayeti kendisinde olan çocuğun soyadını değiştirme imkanının olup olmadığıdır. Bu konu günümüzde özellikle 2015 yılından bu yana verilen Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararlarıyla boşanmış annelerin gündemi haline gelmiştir.
Çünkü velayetin annede olduğu durumda, çocukla ilgili tüm resmi işlemler anne tarafından gerçekleştirilmekte, ancak annenin çocuk ile soyadının farklı olması dolayısıyla anne sürekli olarak nüfus aile kaydını ve boşanma ilamını ibraz etmek zorunda kalmaktadır. Bu husus çocuk açısından da aslında bir mağduriyettir. Çocuk ve annenin birlikte gittiği birçok yerde (örneğin hastane, sağlık ocağı, tatil için gidilen otel vs.), çocuk annesinin sürekli boşanma ilamını gösterdiğini görmektedir.
Ayrıca çocuk okul, kurs gibi girdiği her yeni ortamda annesi ile soyadının neden farklı olduğu yönünde akranlarının sorularına maruz kalabilmekte, tartışmalar yaşayabilmektedir. Babanın belirli aralıklarla çocukla kişisel ilişki kurması bile, çoğu zaman sosyal hayatta/okul hayatında yaşanan bu sorunların önüne geçememekte, anne ve çocuk girdikleri ortamlarda sürekli olarak aile hayatlarını ifşa etmek zorunda kalmaktadır.
Bu gerekçelerle boşanmış anneler çocuklarına kendi soyadlarını nasıl verebileceklerini, bu konuda sadece velayetin yeterli olup olmadığını araştırmaktadırlar.
1. Türk Hukukunda Soyadının Soybağı Esasına Dayalı Olması Kuralı
Türk Medeni Kanunu’nun 321. maddesine göre annesi ve babası evli olan çocuk, ailenin soyadını taşır. Evlilik içinde doğan çocuk nüfus kütüğünde babasının hanesine, baba adı ve soyadı ile kaydedilmekte, evlilik içinde doğan çocuk aile soyadı olarak babasının soyadını almaktadır. Buna göre Türk hukukunda soyadının kazanılması soybağı esasına bağlanmıştır.
Türk hukukunda çocuğun soyadını kazanması soybağına bağlı olarak düzenlendiği için, anne ve babası evli iken doğan ve babasının soyadını alan çocuğun soyadı, kural olarak bu evliliğin sona ermesi sonrasında da değişmemekte ve çocuk babanın soyadını taşımaya devam etmektedir. Yine evliliğin sona ermesinden sonra, annenin başka bir kişiyle evlenmesi de, eski evlilikteki kocanın (yani babasının) soyadını taşıyan çocuk açısından soyadı değişikliğine yol açmamaktadır.
2. Hukuki Dönüm Noktası: Boşanmaya Rağmen Çocuğun Babanın Soyadını Alması Artık Mutlak Değil !
Türk hukukunda uzun yıllar boyunca boşanmaya rağmen çocuğun babasının soyadını taşıması mutlak bir kural olarak uygulanmıştır. Ancak 2015 yılında Anayasa Mahkemesi, velayeti annede olan çocuğun soyadının annenin soyadı ile değiştirilmemesini, Anayasa’da güvence altına alınan “aile hayatına saygı hakkı” ve “ayrımcılık yasağına” aykırı bulmuştur (Bakınız: Hayriye Özdemir Başvurusu, Başvuru Numarası: 2013/3434, Resmi Gazete Tarih-Sayı: 2/10/2015-29490; Gülbu Özgüler Başvurusu, Başvuru Numarası: 2013/7979, Resmi Gazete Tarih-Sayı: 24/12/2015-29572; Nurcan Yolcu Başvurusu, (Başvuru Numarası: 2013/9880, Resmi Gazete Tarih-Sayı: 31/12/2015-29579).
Söz konusu Anayasa Mahkemesi kararları, konuyu basit bir ad değişikliği davası olmaktan çıkarıp, anayasal temel haklar eksenine taşımış ve 2018 yılında Yargıtay’ın da bu yönde karar vermesinin önünü açmıştır.
Yargıtay 2018 yılında verdiği kararda, velayet hakkı kapsamında çocuğun soyadını belirleme hakkının da olduğunu, bu hakkın kadına tanınmamasının cinsiyete dayalı bir ayrım oluşturduğunu, evlilik sona erdikten sonra çocuğun soyadının annenin soyadı ile değiştirilmesini engelleyen bir düzenleme olmadığını ve ayrıca bu durumun çocuğun üstün yararına da aykırı olmadığını kabul etmiş ve bu yöndeki kararını gerekçelendirirken Anayasa Mahkemesi’nin benzer olaylarda verdiği hak ihlaline ilişkin kararlarına gerekçe olarak yer vermiştir (Bakınız Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 09/04/2018 tarihli, 2018/1306 Esas, 2018/4719 Karar sayılı ilâmı).
3. Sadece Velayetin Annede Olması Çocuğa Soyadını Verebilmek İçin Yeterli mi?
Aslında yukarıda yer verdiğimiz Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 09/04/2018 tarihli kararında, velayet hakkı kapsamında çocuğun soyadını belirleme hakkının da yer aldığı esası kabul edilmiştir. Buna rağmen devam eden süreçte yargı kararları farklı bir yöne evrilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 06/11/2018 tarihinde verdiği kararda çocuğun üstün yararı gereği, velayetin anneye verilmesi halinde annenin hiçbir gerekçe göstermeden, sırf velayetin kendisinde olduğunu ileri sürerek çocuğa kendi bekarlık soyadının verilmesini isteyemeyeceği, anne tarafından aile mahkemesinde çocuğun soyadının değiştirilmesi davası açıldığında (TMK m. 27), çocuğun üstün yararına bakılacağı, eğer çocuğun üstün yararı varsa annenin bekarlık soyadının çocuğa verilebileceği, üstün yarar yoksa davanın reddine karar verilmesi gerektiği yönünde karar verilmiştir (Bakınız Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 06/11/2018 tarihli, 2018/4362 Esas, 2018/12515 Karar sayılı ilâmı).
Bu doğrultuda devam eden süreçte Aile Mahkemeleri ve Yargıtay, bu sorunu hukuki dayanak olarak TMK m. 27 ve çocuğun üstün yararı kapsamında değerlendirmeye başlamış, sadece velayetin annede olmasının, annenin soyadının çocuğa verilebilmesi için yeterli olmayacağını kabul etmiş, ancak “çocuğun üstün yararının” da bu yönde olduğunu ortaya koyan somut olguların ispatlanması halinde, çocuğun soyadının annesinin soyadıyla değiştirilebileceğine karar vermiştir (Bakınız Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 14.01.2021 tarihli, 2020/6688 Esas, 2021/170 Karar sayılı ilâmı).
Demek ki güncel kararlara göre boşanma sonrası çocuğunun velayetini alan her annenin doğrudan çocuğunun soyadını kendi soyadıyla değiştirebileceği sonucuna varılamaz. Velayet hakkına sahip annenin soyadının çocuğun soyadı olarak değiştirilebilmesi için çocuğun üstün yararı da bu değişikliği gerektirmelidir.
Çocuğun soyadının annenin soyadıyla değiştirilmesini konu alan davalar, aile mahkemesinde açılmakta, taraf olarak nüfus müdürlüğü ve baba gösterilmekte, davanın hukuki dayanağı olarak ise adın değiştirilmesini düzenleyen TMK m. 27 hükmüne dayanılmaktadır.
Türk Medeni Kanunu m. 27 uyarınca soyadının değiştirilmesi ancak haklı sebeplerin bulunması halinde mümkündür. Güncel kararlara göre sadece velayetin annede olması soyadı değişikliği için yeterli bir haklı sebep değildir. Bu hususta haklı sebep, “çocuğun üstün yararı” olarak görülmektedir. Dolayısıyla davada, çocuğun üstün yararının bu değişikliği gerektirdiği, yani soyadı değişikliğinin çocuğun hayatını iyileştireceği somut olgularla ispatlanmalıdır.
4. Mahkemede Hangi Durumlar “Haklı Sebep” Sayılır?
Belirttiğimiz üzere, bu davalarda haklı sebep çocuğun üstün yararının soyadı değişikliğini gerektirmesidir. Bu nedenle söz konusu davanın kazanılabilmesi için, çocuk ile annenin soyadının farklı olmasının, çocuğun hayatında ne gibi olumsuzluklar yarattığı dava dilekçesinde ortaya konulmalıdır.
Güncel kararlarda şu hususların ispatının, soyadı değişikliğinde çocuğun üstün yararının olduğunu gösterdiği kabul edilmektedir:
Babanın ilgisizliği, babayla fiili bağın kopmuş veya çok zayıf olması,
Çocuğun anneyle özdeşleşmesi,
Çocuğun psikolojik yönden olumsuz etkilenmesi,
Çocuğun sosyal hayatında veya okul hayatında soyadı nedeniyle somut sorunlar yaşaması (Bu yönde karar olarak bakınız Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14. 01.2021 tarihli, 2020/6688 Esas, 2021/170 Karar sayılı ilâmı).
Uygulamada bu hususların ispatı noktasında tanık beyanlarına başvurulmakta, pedagog raporu alınmakta, ayırt etme gücüne sahip çocuk davada dinlenebilmektedir.
Sonuç olarak; güncel hukuk pratiğinde boşanmış kadının çocuğuna kendi soyadını vermesi mümkündür. Ancak bu süreç “velayet bende, istediğimi yaparım” anlayışından ziyade, çocuğun menfaatlerini koruyan titiz bir hukuki hazırlık gerektirmektedir.
Bu yazı, genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, her somut olayın kendine özgü şartları olduğu unutulmamalıdır.